Aile·22/42

Zorlu Zamanlar

Meryem endişelidir, çünkü bir saldırının insanlar İsa'ya inandıkları için olabileceği söylenmektedir. Herkes, zengin genç hükümdar gibi seçimini yapmalıdır. Zengin genç hükümdar, İsa'ya sonsuz yaşam elde etmek için ne yapılması gerektiğini sormuştur. İsa ise herşeyini satıp O'nu takip etmesini söylemiştir. Noura, şehrin söylediklerini duyduğunu ancak ailesiyle kalacağını söylemiştir. Meryem ise ne olursa olsun İsa'nın peşinden gitmeye devam edeceğini söylemektedir. Rivka ve Noura avluda konuşmaktadırlar. Noura, İsa'yı düşündüğünü ve İsa'nın Mesih olduğuna inandığını söyler. Rivka ona, İsa'ya bütün hayatını vermeye ve onun peşinden gitmeye hazır olup olmadığını sorar.

Sorunuz

Kutsal Kitap ayetleri

Paylaş
Psalm 46:1-2

For the choirmaster. Of the sons of Korah. According to Alamoth. A song. God is our refuge and strength, an ever-present help in times of trouble. Therefore we will not fear, though the earth is transformed and the mountains are toppled into the depths of the seas,

Berean Standard Bible

Public Domain

Devamını oku...
Matthew 7:24-25

Therefore everyone who hears these words of Mine and acts on them is like a wise man who built his house on the rock. The rain fell, the torrents raged, and the winds blew and beat against that house; yet it did not fall, because its foundation was on the rock.

Berean Standard Bible

Public Domain

Devamını oku...
Ücretsiz kaynaklar

Kutsal Kitabı daha derinden anlamak ister misiniz?

Kutsal Kitap çalışmasına katılın

Transkript

Turkish (Türk)
Rivka. Sıkıntılı Zamanlar Sara! Ne oldu? Hırsızlar geldi. Koyunları çaldılar. Onu da epeyce dövmüşler. Eyüp! Eyüp! Ah! Ah! Koyunların bazılarını çalıp kaçtılar, ama sürünün çoğu dağıldı. Gel. Onu evimize getir. Yavaş. Onu şuraya yatırabiliriz. Onları neredeyse haklayacaktım. Orada öyle durup bakacağına, git kuyudan su getir. Hadi! Sara! Davut neredeydi? Orada... değildi. Ne? Sen Davut'a yardımcı oluyorsun. Sıcak yatağını bırakıp onun için yerde yatıyorsun ve o seni bırakıyor, öyle mi? Sara. Teşekkür ederim. Yakup. Her ne yaptıysam Eyüp de benim için aynısını yapardı. Ben dağılan koyunları toplamaya çalışayım. Kuyuda Daliya'yı gördüm. Şehirdeki herkesin çoktan öğrendiğini söyledi. Susun! Kolunda ciddi bir yara var! Daliya dedi ki “Mesih'e inandıkları için başlarına böyle bir şey geldi” diyormuş herkes Atalarımızın inançlarını bıraktığımızı söylüyorlar. Belki de. Belki inancımız yüzünden saldırıya uğradım. Ah! Şşş... Lütfen Eyüp. Mümkün ama bu, öyle değil mi? Ama bütün kasabanın bize böyle karşı olması... İsa da kendi halkı tarafından reddedildi. Kendisini öldüreceklerini biliyordu, ama O Tanrı'ya itaat etmeyi seçti. Dinlen, kocacığım! Bizim de kendisiyle aynı muameleyi görmeyi beklememizi söylemişti. Anlıyorum. Dinlenmelisin. O'nu takip etmenin bir parçası bu. Sakin ol, Eyup. Lütfen. Öyle ya da böyle... ah! Ne zaman olacağını bilemeyiz. Ama bir seçim yapmalıyız. tıpkı, tıpkı genç yönetici gibi. Sakin ol. Ne demek istediğini anlıyorum. Ne pahasına olursa olsun, İsa'yı takip etmeliyiz. Zengin genç yönetici sonsuz yaşama sahip olmak için ne yapması gerektiğini sormuştu. Tanrı'nın bütün buyruklarına küçüklüğünden beri uyduğunu söylüyordu. İsa ise ona, "Hâlâ yapman gereken bir şey var" dedi. Neyin varsa hepsini sat, parasını yoksullara dağıt; böylece göklerde hazinen olur. Sonra gel, beni izle." Genç adam seçim yapmaya zorlandı ama zenginliğini bırakmak yerine İsa'yı bırakmayı seçti. Bizden itibarımızı, güvenliğimizi bırakmamızı... isteyebilir mi? İsteyebilir. Ve O'nun ardından gitmemiz için bizi asla zorlamaz. Lütfen kocacığım yorulma. Hatırlasana, İsa İsa dedi ki... eğer... O'nun... Bizi uyardı, eğer O'nun sözlerini dinlemezsek... ya da uymazsak... ah... kuma inşa edilmiş ev gibi olurmuşuz. Seller geldiği zaman, evi sürüp götürür. Ama kaya üzerine yapılan ev... Kaya üzerine inşa edilen bir ev O'nun üstüne inşa edilmiştir. Yağmurlar yağabilir, rüzgârlar esebilir… Fırtınaya ve sağanak yağmura rağmen o ev yıkılmaz. Lütfen, kocacığım, dinlen. Eyüp! Ne oldu? Onu yalnız bıraktın ve dayak yemiş! Ne? Sana rağmen hayatta. Yakup bar İbrahim orada olmasaydı... Senin orada olman da hiçbir şeyi değiştirmezdi kardeşim... Üstüme gelenlerin sayıları çoktu. Üzgünüm, Eyüp Yanında kalmalıydım. Neredeydin? Biriyle buluşmam gerekiyordu. Gün doğmadan mı? Sana söylemeye geldim. Hakkında neler söylediklerini duydum, ama umurumda değil. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Benim komşularım ve arkadaşlarımsınız ve yanınızda duracağım. Kasaba halkı ne derse desin, ben İsa'ya inanacağım. Ailenin ihtiyarlarını karşına alsan bile mi? Başımdaki ihtiyarlara her zaman saygı duyarım. Ama hayatım için Tanrı'ya hesap vermem gerek. Evet, Miryam, galiba biz de öyle. Eyüp'ü yeni duydum. Rivka hala, ne iyi ettin de geldin. Geldiğin için sağol. Nasılsın Eyüp, kırık çıkık var mı? İyiyim. Hayır, kolu kırılmış olabilir. Eğer... hızlı hareket edersek, şişmeye başlamadan kemiği iyice oturtabiliriz. Şey, Miryam, temiz bezler gerek; getirebilir misin, lütfen? Yuşa'm kırık sarmasını bilirdi. Belki yardım edebilirim. Daha güçlü biri gerek bence. Davut? Şimdi, eğer omzunu... şöyle tutabilirsen iyi olur. Şunu ısır. Teşekkür ederim, canım. Şu Eyüp de iyi bir genç adam. Evet. Evet öyledir. Umarım kolu iyileşir. Sarmakla iyi yaptın, Rivka. Çok şükür kırık daha kötü değilmiş. Eve dönmeden önce biraz oturup dinlenmek ister misin? Evet canım. Çok iyi olur gerçekten. Bazen acı çekmemiz gerekir öyle ki kırık bir yerimiz kalmasın. ve gerçekten iyişelim. Bana öyle geliyor ki... aklında Eyüp'ten fazlası var. Ben aslında şeyi düşünüyordum... Şu Nasıralı İsa'yı... ve hakkında anlattığın öyküleri düşünüyordum. Evet O'nun sözleri çok güçlü Gün boyunca aklım hep anlattıklarına gidiyor. ve yüreğim ısınıyor. O'nun bizler için Tanrı'nın gönderdiği Kutsal Kişi olduğuna inanıyorum. Ah Nura, bu harika! O'nu takip etmeye, yüreğini ellerine teslim etmeye hazır mısın? Hayatımın pek bir değeri yok. Neredeyse bitiyor. Ama neyim kaldıysa, neyi almak isterse, memnuniyetle O'na verebilirim. Tabi ki kabul eder. İsa bir keresinde bağ sahibi bir adamın öyküsünü anlattı. Bağ sahibi erkenden bağında çalışacak işçi aramaya çıkmış ve her bir işçiye bir dinar ödeyeceğini söylemiş. Gündelik ücret buymuş. Daha sonra gün içinde başka işçiler de bulmuş. Akşam olmadan kısa bir süre önce bağında çalışacak başka yeni adamlar getirmiş. Sonra... işçilere ödeme yapma zamanı geldiğinde... her birine bir günlük ücret vermiş! Bütün gün çalışan işçiler söylenmeye başlamışlar. "Şu en son çalışanlar yalnızca bir saat çalıştı" demişler, "bizse sıcak güneş altında tam bir günün yükünü çektik. Ama sen kalktın, onlara da tam bize ödediğin kadarını ödedin!" Bağ sahibi onlardan birine şöyle karşılık vermiş: "Sana haksızlık etmiyorum ki! Seninle bir dinara anlaşmadık mı?" Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? yoksa cömertliğimi mi kıskanıyorsun?" demiş. İsa bu öyküyü şöyle sonuçlandırdı: "İşte böyle, sonuncular birinci... birinciler de sonuncu olacak!" Senin Tanrı'nın bağında çalışmak için belki "birkaç saatin" var, ama bunlar en iyi günlerin olabilir. Ve İsa, havarilerini ya da bizi asla yalnız bırakmayacağını söyledi. O, şu anda burada yanı başımızda! Ve bu bedenleri geride bıraktığımızda, O, bizi huzuruna buyur edecek. Orada büyük sevinç ve büyük yücelik olacak! Ah, Biliyorum, bu yüzden benim ve ailemin canı sıkılacak. Ama acı şifaya değer mi? Elbette. Benimle dua eder misin Rivka? Evet. İnsanlar sizi onaylamadığında, ya da farklı düşündüğünde nasıl karşılık veriyorsunuz? Başkalarıyla farklı düşündüğümüzde onlara nasıl saygı gösterebiliriz? Miryam zengin genç yöneticinin öyküsünden neler öğrendi? Kaya ve üzerine kurulu evlerin öyküsü sizin için ne anlama geliyor? Eğer bağ sahibinin öyküsünde olsaydınız, siz hangi işçi olurdunuz ve neden?
JesusFilm