Rivka.
El işleri.
Durumu kötü olan hiç kimseden Romalıların istediğinden fazla para almadım
ve bu suçlaman beni gücendiriyor.
Harun, canım,
içtiğin zamanlarda, ara sıra muhakeme yeteneğin oldukça eksik...
İçmek mi! Düşünmek mi?
Yemekte biraz şarap alıyorsam ne olmuş?
Nesi yanlış bunun? Rivka, o kadın yalancının teki. Onun tarafını tutmamalısın.
Hayır yapma.
Ah.
Miryam, Daliya, gelin, gelin.
Gelin. Hadi.
Oturun.
Söyle bana, annen nasıl?
Rivka,
Öfkelendim ve şey istedim...
Ne arıyorsun sen burada?
Musa'nın vergiden kurtulmak için kızını gönderdiğine inanamıyorum.
O adam bir korkak.
Ah, canım benim.
Çok üzgünüm.
Ne diyeceğimi bilemiyorum.
Kocam bugün kendisinde değil.
Sorun değil.
Al, annem bu hurmaları sana yolladı.
Yardımların için küçük bir teşekkür.
Ne kadar nazik.
Teşekkürler. Şimdi... gel,
Anneni ve ablanı görmek istiyorum. Hem de biraz hava alayım.
Rivka hala!
Hoşgeldin.
Nasılsın?
İyiyim.
Bugün annen nasıl?
Çok daha iyi.
Bugün Amira'nın hasta çocuklarına bakmaya gitti.
Tam annene uygun bir davranış.
Daha kendisi iyileşmeden başkalarına yardım ediyor.
Eminim bu ona iyi gelir.
Evet.
Peki sen nasılsın,
sevgili Sara?
Sen de yorgunsundur.
Hem ona hem de bütün ev halkına bakıyorsun.
Son günlerde bayağı yorgunum.
Ben yine hamileyim.
Ah!
Ve korkuyorsun.
Düşükler yüzünden mi?
Eyüp'le ben Yahuda'dan ayrılmayı planlamıştık.
Anne babasının yanına, Antakya'ya gitmek istiyoruz.
Evet.
Ama hamile halimle nasıl yolculuk yaparım?
Ancak bu gecikme de öyle gereksiz
geliyor ki.
Neden?
Çünkü bu bebeği de kaybederim herhalde.
Tanrı... öyle uzakta geliyor ki Rivka hala.
Artık nasıl dua edeceğimi bile bilmiyorum.
Geçmişte
bir zaman
İsa'nın öğrencileri Tanrı'nın onlarla ilgilenmediğini düşünüyorlarmış.
Sahi mi?
Evet.
Bir balıkçı teknesindelermiş
İsa'yla Celile denizinden karşıya geçiyorlarmış.
İsa teknede uykuya dalmış.
Sonra gölün üstünde büyük bir fırtına kopmuş.
Öğrenciler can korkusuna kapılmışlar
tıpkı
senin bebeğinle ilgili korkuya kapılman gibi
Korkmaları da mantıksız değilmiş.
Tekne su alıyormuş.
Boğulabilirlerdi.
Ve
İsa'yı uyandırmışlar.
ve O'na şöyle demişler:
"Efendimiz,
boğulmamız umurunda değil mi?
İsa kalkmış.
Rüzgarı ve dalgaları azarlamış.
Onların çağrısına ve ihtiyacına cevap vermiş.
Ama sonra
onları da azarlamış.
"Hala imanınız yok mu?"
diye sormuş.
Acaba
öğrencilerin İsa'yı uyandırması ve yardım istemesi yanlış mıydı?
Bence yanlış değildi.
Hayır.
Sorun
O'nun kendilerine verdiği değeri sorgulamalarıydı.
ve O'nun kendilerine yardım edecek gücü olduğundan kuşku duydular.
Tabii ki onlarla ilgileniyordu ve onlara yardımcı olacak gücü vardı.
Tıpkı seninle ve benimle ilgilendiği gibi!
Taş yontucu Musa bar Yunus burada mı?
Hayır. O babam olur.
Beyrut'un yeniden inşasında hizmete çağrıldı.
İki hafta içinde oradaki kaleye varması gerekiyor.
Babam Beyrut'a gidiyor! Askerler söyledi.
Bunu babama götürmeliyim.
Gel Nuh.
Hala, şimdi de bu!
Üzgünüm canım.
Komşumuz Nahum'u da bir yıl önce aynı böyle işe aldılar ve bir kazada öldü.
Bunlar zor zamanlar.
Bu kadarı çok fazla geliyor hala!
Tanrı bunun neresinde?
Nura hala, buyur gel.
Geçiyordum. Askerleri kapıda gördüm. Ne istiyorlarmış?
Zorunlu hizmet belgesi getirdiler. Babamın Beyrut'a gitmesi gerek.
Beyrut mu!
Ah!
Ne aksilik! Böyle aksilik olur mu!
Benim garip Yuşa'm da burada değil ki yardım etsin
Üzgünüm Nura.
Bir yıl önce onu kaybettim.
Şimdi atalarıyla uyuyor.
Romalılar sayesinde!
Yine de iyi dayandın hala.
İyi mi dayandım?
Biz böyleyiz. İyi dayanırız. Ama Tanrı nerede? Bizi bıraktı mı?
Buradan Nuh.
Hadi.
Böyle zamanlarda Tanrı'nın bizimle ilgilenmediğini düşünmek kolaydır.
Ama Tanrı bizi görüyor.
özellikle zor zamanlarda.
Tanrı bizi seviyor.
ve sevgisinden zevk almamızı istiyor.
Bizim ailesinin parçası olmamızı istedi.
Hatırlarsanız en başta, bahçede.
Tanrı insanı kendi suretinde yarattı.
Günün serinliğinde Tanrı, bahçede erkek ve kadınla birlikte yürüdü.
Ama sonra, isyanları onları Tanrı'dan ayırdı.
Suçlarından kaçmalarına neden oldu... utanmış ve korkmuşlardı.
Ama isyanlarında bile, Tanrı onları aradı.
Tıpkı İsa'nın... bizi aramaya gelmesi gibi.
Dünyaya geldi.
Aramızda yaşadı.
Bizim yerimize ölerek,
günahımızı ve utancımızı kaldırdı.
O'nun sevgisiyle ve fedakarlığıyla
bizler yeniden Tanrı'nın ailesine dahil olduk.
Günahlarımızı itiraf edersek
ve İsa'nın bizim için öldüğünü kabul edersek
Kutsal Babamızın huzuruna yeniden kabul ediliriz.
O'nun oğulları ve kızları oluruz.
Yani şimdi
ben Tanrı'nın kızı olabilir miyim?
Ah evet.
O'nun ailesinin bir üyesi.
Tanrı'nın ailesinin üyesi olmak için mükemmel olmak gerekmez mi?
Ben İsa gibi olmadığımı biliyorum.
Mükemmel değilim.
Ben de öyle.
Bazen mükemmelmişiz gibi davranırız, ama...
Ben yaşlı bir kadınım.
bir şeymişim gibi davranamam. Aslında hiçbirimiz pek iyi değiliz.
Bu yün gibi mi?
Sara,
ne görüyorsun?
Taşlı topraklı... kirli bir yün yumağı görüyorum.
Hmmm.
Bu kirli... ama benimki daha da kirli.
Koyunlarım bana inatlarına daha çok kirleniyorlar.
Ha, ha, ha, ha.. hala, he, he!
Benim yaşlı bir kadın olduğumu, kocasız olduğumu biliyorlar.
Ha, ha, ha, ha, ha, ha, eminim bu doğru değildir... hala!
Ama Sara,
bu yünden ne olacak? Bununla ne yapmayı planlıyorsun?
Eyüp'e bir kilim yaparım, Antakya'daki yeni evimize götürürüm diye düşünmüştüm.
Güzel olacak mı?
Ah, evet.
Yemişlerden ve böceklerden yapılma boyalarım var.
Şuna bak,
bu yünü şu anki haliyle görüyorsun,
kirli.
Ama onu yıkadıktan, taradıktan, eğirdikten ve kilim olarak ördükten sonra
nasıl olacağını hayal ediyorsun.
Evet.
Tanrı için de böyledir.
O seni şu anda görüyor.
Ama senin hayatındaki işini tamamladığı zaman neye benzeyeceğini de görüyor.
Yani,
Tanrı benim bu yün gibi kirli ve karışık halimi görüyor ama
Gökteki halimin nasıl olacağını da görüyor değil mi?
Evet.
Sen İsa'yı izlemeye başladığın zaman, O da senin hayatında bu güzel işi başlattı.
Artık O'nun ev halkının bir üyesi olduğun için bu süreci tamamlayacaktır.
Bazen
yaşam yünün taranması gibidir.
Bizi gerer, zorlar ve çeker.
Bazen neredeyse kopacak gibi oluruz.
Evet hala.
Ve acı çekeriz.
Evet,
tıpkı yünün boyada kaynamak zorunda olması gibi.
Uzun bir süreç değil mi?
Şu anda
Roma'da hapiste olan kardeşimiz Havari Pavlus, mektuplarından birinde
Tanrı'nın bu dünyadaki eseri olduğumuzu yazmıştı.
Tanrı'nın bizim için hazırladığı
iyi işleri yapmak üzere Mesih İsa'da yaratıldığımızı söylemişti.
Tanrı'nın eseri mi?
Evet.
Bu kilime bak.
Bunu kim yaptı?
Ben yaptım.
Yapman uzun sürdü mü peki?
Evet, bayağı uzun sürdü.
Yaparken zevk aldın mı?
Çoğunlukla.
Ama şimdi bakarken zevk alıyorum.
Güzel bir şeyi mükemmelleştirmek uzun zaman alır. Bu, uzun bir süreçtir.
Hayat yolculuğumuz da uzun.
Uzun.
Yaşam, ortasında uzundur, ama sonunda kısadır;
bir duman gibi... bir anda
geçip gidiverir.
Benim garip Yuşa'm.
Ah halacığım.
Eğer İsa'ya iman edersen
ve O'nun aracılığıyla Tanrı'nın ailesine katılırsan,
Tanrı'ya Baba'na seslenebilir, her endişeni ve sevincini O'na getirebilirsin.
Havarimiz Petrus
her derdimizi Rab'be götürmemizi ve O'nun omuzlarına bırakmamızı söylemişti.
çünkü onları Tanrı bizim için taşımak istiyor.
Bunu nasıl yapacağız?
O'nunla konuşarak mı?
Evet.
O'na her şeyi anlatabilirsin.
Sanki Tanrı çok yakındaymış gibi
konuşuyorsun.
İsa'ya iman eden o kadar çok kişi var ki; ve O hepsine yakındır.
Sana da yakın olmak istiyor.
O'na dua etmelisin.
O'nu görmene izin vermesini dilemelisin.
Önce bunu dile O'ndan.
Düşüneceğim... Bana anlattıkların hakkında.
Ama şimdi kirli koyunlarıma dönmem gerekiyor.
Söylediğin gibi dua edeceğim.
Baba.
Evet.
Miryam.
Bunu Romalı askerler getirdi.
Birkaç güne Beyrut'a hareket etmeliyim.
Beyrut mu?
Şehri yenilemek için taşçılara ihtiyaç varmış.
O Agrippa!
Kralımız olduğunu söylüyor, ama Romalıların kuklası!
Beyrut'ta ne olursa oluyor, bundan bize ne?
Gitme, baba!
Ne diye hain Agrippa'ya yardım edeceksin?
Davut.
Kardeşinin önünde böyle şeyler söyleme sakın.
Gerçeği duymasını istemiyor musun?
Ne istiyorsun, oğlum?
Roma'nın kılıcını bütün ailemizin üzerine getirmek mi?
Kapa çeneni!
Nuh'u düşün.
Kızkardeşlerini düşün.
Anneni düşün.
Gitme, baba.
Bak Miryam bile biliyor.
Nuh bile biliyor.
Tanrı'nın isteği bu olamaz. Bu tanrısızlara uyma.
Biliyorsun, Tanrı'nın Tapınağını bile kirletiyor bunlar!
Şimdi onlara yardım edersen, ne zaman bitecek bu?
Davut.
Gitmem gerektiğini iyi biliyorsun.
Tanrı gitmem gerektiğini biliyor.
Oğlum... gitmezsem başımıza neler gelir biliyorsun.
Size ya da sevdiğiniz birine en çok benzeyen karakter hangisidir?
Sıkıntılı bir zamanda Tanrı'nın sizden çok uzakta olduğunu hissettiniz mi?
İsa'nın teknedeki öyküsü, sıkıntılar hakkında size neler söylüyor?
Sara'nın kilimle ilgili örneği, Tanrı'nın hayatımızdaki işiyle ilgili neler gösteriyor?
Tanrı'nın kızı olmak ne anlama gelmektedir?